Bir Mühür Uğruna Ya Rab, Ne Güneşler Batıyor!

24 Eki 2026 - 00:42 YAYINLANMA

Epeydir aklımdan geçerdi ama  bir türlü fırsat olmadı işte! Geçtiğimiz günler Muhtarlar günüydü  hem kutlayalım hem  iki kelam da Muhtarlarla ilgili edelim..

​Şöyle geçmişe gittim de Vay beee Nereden nereye… Aşıklar sazın teline vurur da der ya: “Eski çamlar bardak oldu, pınarın suyu bulandı.” diye Zaman öyle bir devretti ki, geçmişin “halka hizmet Hakk'a hizmettir” anlayışıyla yürütülen muhtarlığı, şimdilerde nereden baksanız adeta bir “taht kavgası”na ve idari bir kördüğüme dönüştü.

Neden mi?

Eskiden muhtarlık dedin mi, “Ağır ol ki molla desinler” misali , köyün mahallenin hürmet gören bilge kişisi akla gelirdi. Köye bir garip, bir yolcu geldi mi; mukadderat deyip kapısını açan, sofrasını seren, misafirini başüstünde ağırlayan muhtardı. Nikâhı o kıyar, ikametgâhı o yazar, köyün eksiğini gediğini İhtiyar Heyeti’yle omuz omuza verip çözmeye çalışırdı. Ücret dersen hak getire; “Astarı yüzünden pahalı” misali aldığı cüzi parayla gaz lambasının yağını bile zor doğrulturdu. Sorumluluğu dağ gibi, kesesi boş bir gönül işiydi anlayacağınız.

​Gelelim bugüne… Teknoloji gelişti, e-Devlet çıktı; kayıt kürek işleri tıkır tıkır bir tıkla halledilir oldu. Yol, su, elektrik desen; belediyeler, kaymakamlıklar, sosyal yardımlaşma vakıfları işin yükünü sırtladı. Muhtarın üzerindeki o eski ağır küfe kalktı ama gelin görün ki köprünün altından da çok sular aktı. Ne zaman ki maaşlar dolgunlaştı, sigortalar yattı; işte o zaman “Eti senin kemiği benim” denilen makam, bir anda paylaşılamayan altın tepsiye dönüştü.

Şimdi seçim zamanı geldi mi mahallede, köyde “İncir çekirdeğini doldurmayacak” meseleler yüzünden kıyamet kopuyor! Akrabalar birbirine küsüyor, köye otobüslerle taşıma seçmenler getiriliyor, adaylıktan çekilme pazarlıkları havada uçuşuyor. En acısı da o eski komşuluk hukuku, köylünün o omuz omuza duran birliği çatırdıyor; sırf bir koltuk uğruna köylü kamplara bölünüp kutuplaşıyor. Siyaset ve ikbal hırsı işin içine girince, o eski mahalle samimiyeti de adeta sırra kadem basmış oldu!

​Hele bir de şu Büyükşehir Yasası ile köylerin bir gecede “mahalle” yapılması meselesi var ki, kaç yıldır oturacağım! Yahu, bin yıllık köyün adını kâğıt üzerinde "mahalle" yapmakla orası şehir mi ilçe merkezi mi oluyor? Ne derler bilirsiniz: “Taşıma suyla değirmen dönmez.” Köy dediğin merasıyla, otlağıyla, imecesiyle, kendine has havasıyla köydür. Hizmeti yine götür, belediye yine sorumluluğunu bilsin ama bırakın adı köy kalsın! Şimdi Büyükşehir sınırları içinde tabelada "mahalle" yazıyor ama ne tam mahalle olabiliyor ne de köy kalabiliyor; ortada yapay, eğreti bir durum çıkıyor. “Ne devedir ne kuş” misali… 

51 mahallemiz olan Seyitgazi'de durum böyle..

​Peki, gelelim  en çetin sualimize!, Bu kurum hepten kaldırılmalı mı, yoksa elde meşale gibi tutulmalı mı? Geçen kahvede gündem maddediydi...İşin mizan tarafına bakarsanız, "Gayrı bu  mühür kalksın" diyenler fazlaca var.

 İkametgâhtan nüfus örneğine her şey cep telefonuna girdi, muhtarın mühür basacağı evrak kalmadı desek yeri! Vatandaş yol, kanalizasyon veya park için vatandaş zaten muhtara değil belediyeye koşuyor; bütçesi, personeli, iş makinesi olmayan muhtar arada sadece bir temenni makamı olarak kalıyor. 50 binden fazla  muhtarın maaşı, SGK’sı, bina gideri derken hazineye az yük binmiyor!

​Lakin  işin diğer tarafına dönüp bakarsanız, "Muhtarlar Gerekli" diyenlerin de tutunacak dalı çok! Mahalledeki garip gurebayı, yetimi, yaşlıyı en iyi kim bilir? Kaymakamlık yardım dağıtırken yine muhtarın kapısını çalar. Dijital okuryazarlığı olmayan, e-Devlet’e yabancı yaşlı amcamız teyzemiz derdini kime anlatsın? Muhtar, devlete giden en insani, en sıcak kapıdır. Üstelik siyasi parti etiketi olmadan seçilen yegâne makamdır. Siyaseti alet edenlerde var ama neyse..

Velhasılkelam  yarın Allah korusun bir deprem, sel ya da salgın olduğunda toplanma alanından ihtiyaç sahibinin tespitine kadar ilk nefer yine o muhtardır.

​Hasılatıkelam; ne hepten yok sayıp kapıya kilit vurmak ne de gözü kapalı bu karmaşaya eyvallah demek yakışır akla. Metropolde işlevsizleşen mühür ile köydeki bin yıllık komşuluk hukukunu birbirinden ayırmak, büyükşehir merkezlerinde "Mahalle Meclisleri"ne dönüşmek veya belediye hizmet noktalarıyla birleşmek şarttır. Eskiden hürmet ve rıza için girilen o yarışa, şimdi hesap pusulası tutularak giriliyor. Belediye Başkanları da muhtarına göre,  aldığı oya göre hizmet veriyor.Ne diyelim, eskilerin dediği gibi: “Balı yiyen arının iğnesine, ağalık taslayan da düğün zurnasının gürültüsüne katlanır’” derler ama temennim odur ki; seçimler gelir geçer o koltuğa oturanlar, unvanın parlaklığına değil, o toprağın, insanın ve komşuluk hukukunun hakkına talip olmayı yeniden hatırlarlar...

Bu arada hizmet noktasında Bizim Şehrül-Emin kendini büyük görse de Dünyaya küçük! Muhtar dostu bahsetti; Bizim Şehrül-Emin geçenlerde muhtarların hepsine teşekkür belgesi vermiş hayırdır inşallah????

Görüşmek üzere....

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter: