Rozet Göğüste, Taş Sırtında!
Öncelikle Bizim Şehrül-Emin’e maşallah demek hiç aklımın ucundan geçmezdi ama eğriye eğri, doğruya doğru konuşmak bizim şiarımız. Hakkı teslim etmek lazım: Aferin!
Niye mi? Hatırlarsanız daha önce bir iş makinesi meselesi vardı. "X bir firma mı verdi, bir hayırsever mi bağışladı, kaça alındı? Kimdir bu hayırsever, söyleyin de bir teşekkür edelim" dedik. Ama sesimizi duyan kim? Dağlar, taşlar...
Gel gelelim, nasihat dediğin bazen adrese ulaşırmış...
Seyitgazi’de bir pazar yeri sıkıntısı var ki malum... Hani derler ya "ölümü gösterip sıtmaya razı etmek" misali... Bence ahım şahım, göz kamaştıran bir proje mi? Değil. Ama yine de memleket için bir adımdır. İşte bu projeyi Seyitgazili iş insanı Refik Bey üstlenmiş, belediyenin projesine sponsor olmuş. Bizim Şehrül-Emin tavsiyemize uyup bu kez ketumluğu bırakıp sonunda hayırsever ismi açıklamış ve teşekkür etmiş! Lütfü Yüksel gibi bir ismi Odunpazarına kaptırdıktan sonra bizimki de bu şekilde nasibini almış işte... Yapanın, yaptıranın, çorbada tuzu olanın eline sağlık, Allah razı olsun. İşin teknik detaylarına sonra gireriz...
MHP’deki "Gizemli" Kadro!
Hazır isimlerden açılmışken... Şu MHP Seyitgazi ilçe kongresi yapıldı, bitti. İlçe başkanı tamam da yönetimde kimler var? Bilen yok! Listeyi kamuoyuyla paylaşmayı uygun görmemişler. Neden, niçin? Bir hayırlı olsun denmesin mi? Kongre yapılıyor ama yönetim piyasada yok! Hani mekan değişikliğiyle birlikte yeni, bembeyaz bir sayfa açılır diyorduk? Meğer yanılmışım...adeta açık oy, gizli sayım günlerinden kalma bir muamma... MHP camiasında bu gidişle "Arif'e tarif gerekecek" gibi. Yine de memleket için hayırlısını umalım.
"Kırka’nın Gelini" ne derse o dedik!
Şimdiki mevzumuz başka... Sakalımız yok ki sözümüz dinlensin dedik defalarca!
Yine toz duman ortalık. Seyitgazi yollarının çilesi malum; çukuru tükenmez, tozu bitmez. Ama bizim Şehrül-Emin’in derdi yolların tozu değil, siyasetin iklimiymiş meğer.
Gece yarısı telefon ekranına düşen bir mesajla hafifçe tebessüm ettim. Dostun biri yazmış:
"Aşkar hocam, aylar öncesinden ‘Kırka’nın gelini ne derse o olur, Şehrül-Emin Yeni Parti’ye geçer’ dediğinde ihtimal vermemiştim. Sosyal medyadan resmen itiraf etmiş; Ayşe Ünlüce’nin isteğiyle hareket ettiğini beyan etmiş. Galiba senin sakal bırakma vaktin geldi hocam!"
Eyvallah dostum... Biz dedik de dinleyen kaç kişiydi o zaman? Şimdikiler Aşkar’ı yeni yeni tanıyor, kelamın nereden süzülüp geldiğini yeni anlıyor.
Yalnız mesele sadece "Ben haklıydım" demek değil ki... Biz 51 mahallenin derdiyle, ilçenin geleceğiyle dertlenirken, Şehrül-Emin’in derdi meğer bambaşka ufuklardaymış. Haklılığımız tescillendi tescillenmesine de Seyitgazi’nin dertlerinin kimsenin umurunda olmadığı bir kez daha ortaya çıktı. %100 haklı feryadımızı bizzat kendi elleriyle, kendi imzasıyla onaylamaya ve oyalamaya devam ediyor!
Velhasıl,
Yeni partinin kapısından girerken pek bir havalı, pek bir gubararak geçtin. Salonda Rozeti göğsüne takınca içsel bir rahatlama gelmiştir, kafanda rahattır şimdi. Lakin ilçe halkının ve siyasetin kafası her zamankinden daha karışık!
Soruyorum şimdi Şehrül-Emine asıl rakip kim şimdi? Dün omuz omuza yürüdüğünüz CHP mi? Yıllardır eleştirdiğiniz AK Parti mi? Yoksa MHP mi? Kim kime dum duma...Herkesin başkanı edebiyatına girme yemezler! Siyasette yön pusulası bozulunca, rota rüzgâra kalır. İzleyelim...
Bahçedeki Dikili Taş Ne Olacak?
Gelelim madalyonun diğer yüzüne...Daha önce ki yazımı hatırlarsınız değil mi? Kısaca anımsatayım,
Tam 64 yıl aradan sonra CHP Seyitgazi’de belediye seçimini kazandığında yer yerinden oynamıştı. Dönemin CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu buralara kadar gelmiş, bizim Şehrül-Emin’e methiyeler düzmüştü. O gün, şaşaalı alkışlar eşliğinde belediyenin bahçesine tarihi bir taşın açılışı yapılmıştı.
1934 yapımı, CHP’lilerin âdeta bir "sevgi ve vefa anıtı" gibi bağrına bastığı o dikili taş bulunup getirilmiş, önünde selam durulmuş, hatıra fotoğrafları çekilmişti. Aşkla, vefayla, nutuklarla dikilen o taş.....
İşte Parti değişince o taşı sormuştum?
Şimdi ne olacak Sayın Şehrül-Eminim?
O taşı oradan kaldıracak mısın, kaldırmayacak mısın? Yeni partinin rozetiyle o taşın yanından geçerken başını ne tarafa çevireceksin? Şimdi hem Yeni Parti cephesi hem de eski yol arkadaşların olan CHP’liler nefesini tutmuş, yapacağın hamleyi bekliyor. Taş yerinde ağırdır derler ama o taş şimdi sizin sırtınızda ağır bir yüke dönüştü. Unutmayın; siyasi hafıza, bahçeye dikilen taşları unutmaz... Ama taşları yerinden edenleri hiç unutmaz!
Uzun oldu biliyorum ama mürekkebim kurumadan bitireyim hemen! Bizim nesil böyle işte...
Sarı Saçlım Mavi gözlüm nerde?
Dedik ya Yeni Parti kuruldu rozet takıldı. rahatlama seansları curcuna derken yönetimler oluştu.. Siyasette tabela değiştirmek kolaydır; sabah bir kapıdan çıkar, öğleye doğru tabelası yeni boyanmış başka bir kapıdan içeri girersin. Hele ki Seyitgazi gibi tarihi derin bir ilçede, ilk kadın ilçe başkanı olarak bir partinin mührünü teslim alıp, ardından öteki partinin kurucu başkanı olmak, her faniye nasip olacak bir "siyasi seyrüsefer" değildir.
Lakin o bina açılış olmasada açılmış, gelen gidenle doluşmuş da... Hani nerede o mavi gözlü bakış?
Yahu, Yeni Parti’nin duvarına Genel Başkan’ın resmini asıp da Mustafa Kemal Atatürk’ün portresini eksik etmek nedir? "Unuttuk" desen, unutulacak adam değildir. Liderin resmini duvara çivilerken, o cumhuriyeti kuran iradeyi resimden ibaret mi sandınız, yoksa duvara mı sığdıramadınız?
Tartışmalı CHP İl Başkanı’nın sosyal medyadaki "CHP sonsuza kadar benim partim olarak kalacaktır" paylaşımı da tam o boş kalan çivinin üzerine denk gelmiş ya, neyse...
Gazi Mustafa Kemal ne bir partinin tapulu malıdır, ne de bir binanın duvarına hapsedilecek bir resimden ibarettir! Duvarda resmi olmayanlar dönüp bir aynaya baksın..
Sözün özü dostlar; biz memleketin doğrusuna "doğru", eğrisine "eğri" demeye devam edeceğiz...
AŞKAR

