Yollar Dökülüyor, Sahne Boş!
Şimdiden 30 Ağustos Zafer Bayramımız ve 1 Eylül Seyitgazi’mizin düşman işgalinden kurtuluş yıl dönümü kutlu olsun! Şehitlerimize Allahtan rahmet Gazilerimize sağlık ve afiyetler dilerim...
Gelelim konumuza,
Ara ara muhabbet eder dururuz dostlarla... Dili şişenlerin şişkinliğini, gazı olanların gazını alırız.
Yine böyle bir ortamda bizim Kümbetli dostumuzla otururken Şehrül-Emin’in elinin "uğurundan" (!) bahsetmiş, 1 Eylül şenlikleri öncesi eşe dosta kurşun döktürmesini tembihlemiştim. Meğer ben meseleyi çok yanlış, çok sığ anlamışım! Ne nazarı kardeşim? Bizimki meğer gizli bir simyacı, adeta ilçenin kader motifiymiş de kıymetini bilememişiz!
Bakın şimdi size olayın perde arkasını, o "derin" vizyonu tek tek deşifre edeyim de aklınız başınıza gelsin.
Hani nerede o bizim gençliğimizdeki, çocukluğumuzdaki o dolu dolu kutlamalar, o meydanları dolduran coşkulu bayramlar... Tadı tuzu bir başkaydı elbette. Yılda bir kez olsun üç beş gösteri, bir iki konser ilçeye canlılık katıyordu. Neyse...
Arayıp taradım, sorup soruşturdum ki bu sene 1 Eylül kutlamalarında sanatçı manatçı yok! Programı gördüm; sürpriz olmadı, yine şaşırtmadı bizimki dedim.
Bizim Kümbetli dost "Aman Aşkar, iyi ki olmadı yahu, konserde harcanan paralara yazık" dese de, ben yılda bir kez bile olsa bu tür organizasyonları, memleketin insanının bir araya gelmesini çok kıymetli bulurum. Şehrül-Emin bu sene sanatçı getirmiyorsa vardır bir bildiği diye düşünürken; Tabi ya, benim saf kafam işte sonradan bastı.
Şimdi Hatırladım...
Bizim ki zamanında kalktı, şenliklere Volkan Konak’ı getirdi. Yine geleceğim Seyitgazi'ye demişti. Nasip olmadı! Rahmetli usta sanatçımızı da bir kez daha saygıyla ve rahmetle anıyoruz...Sonra Haluk Levent’i getirdi, o da dernek işleri, koşturmacalar derken şimdi içerde başını kaşıyacak vakit bulamaz oldu.
Haa, bir de bizim evladımız, çınarımız İlyas hocamızın torunu, hemşehrimiz Özgün kardeşimiz vardı. O da sahne almıştı en son... O zaman da tam sahne alacakken yağıştan konseri iptal olmuştu, ileri tarihtekine de katılamadım. Bu arada Sevgili Özgün, aman kardeşim! Sen yine de tedbiri elden bırakma, ne olur ne olmaz nazar değmesin! Seni yine Seyitgazili olman, hemşehrilik zırhı korudu!
Velhasıl dostlar, laf lafı açıyor; bakıyorum da memleketin dört bir yanında millet ne güzel şenlikler, festivaller düzenliyor!
Kimi yer kalkar Afyon’un Sucuk Festivali’yle buram buram ziyafet çeker; kimi yer Adana’da Portakal Çiçeği Festivali yapıp caddeleri buram buram bahar kokutur. Ege’ye inersin Ayvalık’ta Zeytin Hasadı Şenliği, Söke’de, Aydın’da Zeybek ve Efe Festivalleri gırla gider; Akdeniz’de Anamur Muz Festivali, Karadeniz’de Fındık ve Hamsi Şenlikleri derken millet markalaşmanın dibine vurur.
Peki bizim Şehrül-Emin ne yapıyor?
Bizimki de sağ olsun ilçeyi baştan başa icraatıyla donatıyor! Gerçi vaktiyle "Bu yollar 1 Eylül’e yetişmez, bu gidişle o çukurlarda balık avlarız" diye yazdığımızda bize dudak bükenler vardı. Ben "Ben demiştim" demeyi hiç sevmem, ama görünen köy de kılavuz istemez kardeş! Biz bu doğruları yazıyoruz diye 9 köyden değil, 99 köyden kovulsak da bu kalemi kırmayız, hakikati eğip bükmeyiz.
Şimdi... Madem o yolları yapmak nasip olmadı, madem altyapı dedikleri şey köstebek tüneline döndü; e gelin biz de bu krizi muazzam bir fırsata çevirelim!
Aferin Şehrül-Emin...
Bencede Eylül şenliklerinde öyle dışarıdan getireceğin fiyakalı gruplara, ithal şovmenlere hiç gerek yok!
Elindekiyle yetinmeyi bilmek lazım...
Mesela; ilçemizin yeni simgesi, bağrımızdan kopan o tozlu yollar çukurlardır! Gelin bu 1 Eylül’de "Geleneksel 1. Köstebek ve Parkur Festivali’ne Hepiniz Davetlisiniz!" desene al sana bedava reklam..
Neyimiz eksik yahu? Bakınız program şimdiden hazır:
Off-Road tutkunlarına buradan sesleniyorum! Dışarıdan parayla araç parkuru kurmaya gerek kalmadı, ilçemizin ana caddeleri zaten doğal arazi aracı pisti. Sanayideki amortisörcüler de festivalin ana sponsoru olsun!
Örneğin Çukur Atlama Yarışmaları da olabilir bu yarışmayı mutlaka yapalım. İlçeye gelen misafirlere kaldırımlarda akrobatik yürüyüş yarışması düzenleyelim. Çukura düşmeden belediye binasına ulaşana plaket verelim!
En Derin Çukur Derecesi ile de Her mahalleye bir kumpas, bir metre verelim; en derin çukuru kapatıp asfaltı en güzel atana "Altın Köstebek Ödülü" verelim.
Bizim Kümbetli dosta şimdi hak vermeye başladım! Ülkede tasarruf var, ilçede para yok, yollar köstebek yuvası... Dışarıdan fahiş fiyatlı ithal şovmenlere ne gerek var? Dedim ya, bu aslında Şehrül-Emin için tarihi bir fırsat!
Hani "Bir önceki dönem belediye başkanı kadar da mı olamadın?" diye sormuştum ya; al işte sana Fırsatların Anası! Ondan daha büyük bir sanatçı olduğunu kanıtla. Mikrofonu al eline, geç sahne ışıklarının altına. Çık sahneye, o dökülen yollara, bitmeyen altyapıya inat patlat oradan bir uzun hava!
Hem bütçe kurtulur, hem Sanatçı kimliğin olur! Kulaklarımızın pası da silinir...
Hem de o sahne ışıklarının altında belki biraz gerçeklerle yüzleşirsin: "Ben ne söylüyorum, millet ne dinliyor?" diye bir durup düşünürsün.
Diyeceğim o ki sevgili dostlar; madem hizmet sunulamıyor, bari mizahını yapalım da derdimize neşe katılalım.
Haydi Şehrül-Emin mikrofon sende! Geç sahneye, ama ne olur şarkı söylerken ön sıralara, hemşehrilerimize doğru çok yüksek sesle bağırma, gözünü seveyim... Gözlerimize inanamıyoruz zaten Kulaklarımız da tamamen tıkanmasın!