Dost Acı Söyler, Aşkâr Doğruyu Yazar!

04 Ağu 2026 - 00:47 YAYINLANMA

Memleketin sıcağı yetmezmiş gibi, bir de siyasetin erken parlayan ateşi her tarafı kavurmaya başladı. Sayfalar, hesaplar, kulisler hareketli; herkes ufaktan top çevirme, toz duman arasında kendine bir alan açma derdinde.

​Bizim radarlar her zamanki gibi açık, kalemimizin ucu sivri, kelamımız net. Bir yandan Şehrül-Emin’in attığı her adımı mercekle izlerken, diğer yandan AK Parti İlçe Başkanının sahada sergilediği yüksek performansı da görmüyor değiliz. Düğün, cenaze, cemiyet demeden mekik dokuyor, her çağrıya yetişmeye çalışıyor. Hakkını teslim edelim: “Aferin kerataya, buraya kadar çalışması güzel”

Dut yemiş bülbül misali köşesinde pusup oturmayan, meydana çıkıp iki laf eden siyasetçiyi her zaman takdir etmişimdir.

​Ancak… Gelgelelim kulağımıza gelen ve gözümüze çarpan o ince ayrıntılara!

Senden yana umutluyduk, "Bu çocukta gelecek var." diyorduk ama geçenlerde o  bir kaç isimle yan yana verdiğin o pek samimi, o pek can ciğer kuzu sarması pozlar derin derin düşündürdü beni!

​Hafıza-i beşer nisyan ile maluldür derler ama Aşkâr’ın hafızası ilk günkü gibi tazedir. O "akil adam" diye yanına dizdiğin, "abi" diyerek el pençe durduğun kadrolar yüzünden bu memlekette ne seçimler, ne mevziler heba edildi!

Sütten ağzı yanan, yoğurdu üfleyerek yermiş. Geçmişin kaybettiren isimlerine bel bağlamaya devam edersen, Şehrül-Emin şimdiden koltuğunda bacak bacak üstüne atıp rahat bir nefes alabilir. Şehrül-Emin’e şimdiden "Hayırlı olsun" de ve kenara çekil!

​Siyasette "dost" sandığın adam bir bakmışsın arkandan sırtını deler; yarın öbür gün burun kıvırdığın adam ise en dar gününde yarana merhem olur. Tebessümlerin sahtesine, övgülerin kovanına kapılıp mert yürekleri uzağına itme. Bu kulaklara küpe olsun!

​Zarafet mi? Tabela Reklamı mı?

​Haa unutmadan gelelim şu meşhur hediyeleşme meselesine… Gittiğin cemiyetlere, evlenen gençlere ahşap kutuda zarif bir geleneksel fincan takımı götürmen takdire şayan. Sünnettir, muhabbeti artırır, inceliktir. Ama be kardeşim, o ahşap kutunun kapağındaki yazılar nedir öyle?

​Sanki hediye kutusu değil, uzaydan bile fark edilsin diye konulmuş ana yol tabelası! Dağ gibi puntolar, "Ben buradayım!" diye bağıran unvan patlamaları… Sen bir ticari firma mısın, limited şirket misin? Hediyenin makbulü zarafetiyle konuşur, göz tırmalayan reklam boyutuyla değil. O isim ve unvan, kutunun iç kapağında ya da altında, şöyle mütevazı ve edebiyle dursaydı çok daha şık, çok daha manevi olmaz mıydı? Seni zaten gören görüyor, bilen biliyor; en büyük reklamın o insanların elini sıkman acısına tatlısına ortak olmandır. Bırakın bu eşantiyon malı havasını!

​Ha, diyorsan ki: "Yahu Aşkâr abi, ben gösterişi, devasa puntoları seviyorum, keyfimin kâhyası mısın?" Ona da eyvallah! Ne de olsa her yiğidin bir yoğurt yiyişi var. Ama unutma, yazıyı gereğinden fazla büyütürsen, altındaki o güzelim maneviyatın gölgesi kaybolur gider!

​Gönül yıkmayın, Kapılar Açık Kalsın!

​Geçenlerde eski CHP Seyitgazi İlçe Başkanı, yeni Yeni Parti İlçe Başkanının oğlunun düğünündeydik. MHP ve AK Parti ilçe başkanlarının düğüne gelmesi yan yana CHPlisi Yeni Partilisi ile  oturması, o samimi hava vatan-millet adına içimizi ferahlattı. Memlekete küslük, kavga yakışmaz. Bu birliği bozmayın; eleştirin, siyasetin dozunu artırın ama asla birbirinizin kalbini kırmayın. Yukarıdakilerin gazına gelip gönül yıkmayın!

Pas attığınız adamlara, yanınıza aldığınız kadrolara ve göz boyayan o şatafatlı detaylara dikkat edin ki, kendi kalenizde jeneriklik golleri görmeyin!

​Ve en önemlisi kapınızda kimseyi saatlerce bekletmeyin! Siyaset millete hizmet makamıdır, bekleme salonu değil! Bu konuda zaten Şehrül-Emin’in üstüne tanımam, siz bari aynı hataya düşmeyin...

​Aşkâr kul hakkı yemez, sözünü sakınmaz. Yeri gelir kelamı kılıçtan keskin eyler, yeri gelir dostun yarasına merhem sürer. Havalar sıcak, gündem yoğun, biz yuvarlanıp gidiyoruz ama enerjimiz full!

 Hadi bana müsaade...

AŞKAR

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter: