Pusudakiler Uyusun!

15 Ağu 2026 - 23:48 YAYINLANMA

Geçen haftaki kelamımızın yankısı daha çarşı camiinin minaresine varmadan,  Bekir’in kahveden tutun da bizim Uğur’un dükkâna kadar memleketin kulis kazanı fıkır fıkır kaynamaya başladı. "Aşkar hoca yine turnayı gözünden vurdu" diyenlerin çayları tazelenirken, köşesinde pusuya yatıp karpuz kabuğu kollayanların keyfi kaçmış, yüzleri sirke satıyordu. E, ne demiştik? Bizim derdimiz bağcıyı dövmek değil, bağın üzümünü helalinden yemek! Lakin görüyoruz ki, bağ elden giderken bazıları hâlâ salkım hesabında.

​Gelin, şu lafın ortasına koyduğumuz teraziyi biraz daha hassas tartalım.

​Sırra Kadem Basan Koltuk Sevdalıları

​Daha düne kadar Şehrül-Emin’e laf yetiştirirken mangalda kül bırakmayan, sosyal medya kürsüsünü adeta adalet sarayına çeviren aslan parçaları... Yahu,  hanginiz hangi deliğe saklandınız?

​Soruyorum size: O gözlerinizdeki memleket sevdası kıvılcımı, sadece altı deri kaplı bir makam koltuğunun sıcaklığına mı endeksli? Seçim bitince bu ilçenin tozu dumanı yutuldu da, esnafın vatandaşın derdi nihayete mi erdi ki kabuğunuza çekildiniz?

​Halk unutmaz efendiler! Sandıkta attığı oyu da unutmaz, o oydan sonra kuyruğunu kıstırıp köşesine çekilenleri de unutmaz. 

​Pusucular ve "Gölge Etme" Muhalefeti!

​Şimdi bakıyorum da ilçede yeni bir moda başlamış: Pusu Siyaseti. "Hele durun, Şehrül-Emin bir çukura bassın, belediye bir hata yapsın da ben o zaman sahneye çıkayım" kafası... Yan cebime koycuların, gölgede oturup rüzgâr bekleyenlerin devri.

​Cumhur İttifakı’nın MHP kanadından hamle yapıp dengeleri değiştirdiği bir arenada, muhtarlık seçimiyle belediye seçiminin farkını hâlâ kavrayamayan basiret fukaraları var. Lider dediğin, karşıdan fırtına estiğinde yelkeni deviren değil; o fırtınayı arkasına alıp rotayı menzile vardıran adamdır. Yanındakileri diri tutamayan, millete yukardan bakıp kendi boy aynasında devleşenlerin haritasını bu halk ilk virajda yırtar atar!

​Bizim muhalefet aday adaylarında elle tutulur  çıt yok. "Aman bana dokunmayan yılan bin yaşasın, faturayı bana kesmesinler" modundalar. Yahu nerede o ilçenin hakkı yenirken masaya yumruğunu vuran ruh? Nerede "Bu memleket sahipsiz değildir!" diye yeri göğü inleten o gür ses? Ses yok, çünkü yürek yok!

​Tren Kalkıyor, Adınız Çiziliyor!

​Unuttuğunuz bir kaide var: Siyasette boşluk kabul edilmez.

​Siz köşenizde çayınızı yudumlayıp "Daha erken" diye pineklerken, birileri mahalle aralarında, kahve köşelerinde kendi isimlerini gergef gibi işlemeye başladı bile. Yarın "Ben de oyundayım" diye sahaya çıkmak istediğinizde, basacak bir karış çimen bile bulamayacaksınız; altınızdan çekip alacaklar.

​Memleket için muhalefet etmek için cebinizde mühür, altınızda koltuk olması gerekmez; göğsünüzde memleket sevdasıyla çarpan bir yürek olması yeter. Şapkayı önünüze koyun ve sorun!

​Kelamın Sonu, Aşkar'ın Tuzu!

​Sözümüzü yine o kadim hakikatle mühürleyelim, belki bu sefer iyi işitir kulaklar:

​Vakitsiz öten horozun başını keser çorba yaparlar, orası doğru; ama zamanı geldiğinde ötmeyip kümesin köşesinde korkak tavuklar gibi tüneyen horozu da pazarda yok pahasına satarlar!

​İlçenin gelişim treni istasyondan kalkıyor, düdüğü de acı acı çalmaya başladı. Yarın bir gün adınızın üstü kırmızı kalemle çizildiğinde, kahvehanenin köşesinde hayıflanıp sakın ha "Aşkar demedi" demeyesin! Pes edecekseniz, bu kutlu ve çileli yola hiç çıkmayacaktınız. Benden söylemesi...

​AŞKAR 

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter: