Lobi Lobi Lobi!

10 Haz 2026 - 22:07 YAYINLANMA

Şu bizim fani ömrümüz geldi geçiyor dostlar… Günler haftaları, haftalar ayları, aylar yılları kovalaya dursun, biz ömür merdiveninin basamaklarını birer birer tırmanırken Seyitgazi de kendi yerinde duruyor. Üstelik kimseye de bir zararı dokunmadan, öylece, sessizce…

​Geçenlerde emekliliğin keyfini süren, ununu elemiş eleğini asmış kıymetli bir zat-ı muhterem önümü kesti. Şöyle bir yüzüme baktı, acı acı gülümsedi:

“Yahu Aşkar,” dedi, “böyle gelmiş böyle gider! Bırak memleketi, sen mi kurtaracaksın? Bak keyfine, aman”dedi.

​Hani meşhur sözdür, bilirsiniz: “Bir mıh bir nalı, bir nal bir atı, bir at bir komutanı, bir komutan bir orduyu, bir ordu bir ülkeyi kurtarır.”

Biz hayata, bu topraklara işte tam da bu açıdan bakarız. Bir çivinin nelere kadir olduğunu bilenler, memleket davasından öyle kolay kolay emekli olamazlar.

​Şöyle bir 25- 30 yıl evveline gidiyorum… Dönüp bakıyorum, koca otuz yıl geçmiş ama memleket yerinde saymayı bırakın, geriye  gitmiş! Ülke genelindeki politikaların elbet artısı da oldu eksisi de. Birde  şu Büyükşehir Yasası meselesi var ya… İyi mi oldu, kötü mü, vallahi hâlâ tam kestiremedik!

​"Sakalımı Senden Alırım Gardaş!"

​Aslında formül kâğıt üzerinde çok güzel: Alt belediye ile üst belediye aynı partiden, aynı siyasi iklimden olursa, ilçenin köylerin gelişimi adına bu çok büyük, çok önemli bir fırsat. Ama gel gör ki kazın ayağı öyle değil...

​Her vatandaş başına belediyelere para gelir. Üstelik Seyitgazi Belediyesine bir de yıllık Eti maden payı damlar hatta oluk oluk akar... Ama o da ne? Büyükşehir Belediyesi o bütçeye öyle bir el koyuyor, cukkadan öyle bir pay alıyor ki sormayın! Gerekçesi de hazır:

“Gardaş, ben senin cenazeni kaldırıyorum, itfaiyeni gönderiyorum, mezarlığına bakıyorum, ulaşımını sağlıyorum, mezbaha ve yollarını yapıyorum ya… E, sakalımı da senden alırım!”

​İyi güzel de  attığınız taş ürküttüğünüz kurbağaya değiyor mu, önce ona bakalım?

​Şu bizim Büyükşehir, aylık Seyitgazi’nin bütçesinden ne kadar kesiyor? Karşılığında ne kadar hizmet veriyor? Hangi yaraya merhem oluyor? Hangi hibe araçları verdi? Şunu bize bir kalem kalem anlatsanız da, biz de görsek. Ona göre az alkışlıyorsak, söz, alkışın şiddetini biraz daha artıracağız! Aynı partiden, aynı topraktan belediyeler, başkanlar varken bu dönemi iyi değerlendirmek şart. Yoksa tren kaçıyor, memleket yerinde bile sayamıyor dedik ya!!! 3-5 Koç, 3-5 fide dağıtımı ile bu işler olmaz!!!! 

İsteyenin bir yüzü kara vermeyenin iki... Bizim Şehrül-Emin istemesini bilecek arkadaş! İki dönüm bostan yan gel yat Osman dersen  bu iş olmaz!

Masaya Vurulacak O Yumruk Nerede?

​Yahu bu memleketten yetişen öyle büyük değerler, öyle kıymetli insanlar var ki… Hepsi alanında uzman, hepsi bir yerlerde bürokrat, iş insanı, sporcu, akademisyen ne ararsan var!  Birisi çıksa, bunları bir araya toplasa, davet etse; oturup Seyitgazi’nin geleceğini konuşsak, 51 mahallemizle tek yürek masaya yumruğumuzu sıkıca vursak fena mı olur?

Gerçi Şehrül-Emin’in umurunda olur mu, orası meçhul… 

Ama bakarsınız bu potansiyeli bu garip AŞKAR tetikler! “Memleket için ne gerekiyorsa yaparız  Aşkar” diyen tüm dostlara da şimdiden kucak dolusu teşekkürler.

​Peki, koskoca memlekette bir abi, bir kanaat önderi, siyaset üstü düşünüp bu işe gönül verecek bir Allah’ın kulu yok mu? Enseyi karartmayalım, olmaz olur mu! Hem de onlarca yüzlerce var.

Var olmasına var da...

​Bize acilen geniş tabanlı bir konsorsiyum şart dostlar. STK’lar, dernekler, kurumlar, iş dünyası ve siyasette görev alan tüm üst düzey hemşehrilerimiz bir araya gelmeli. (Bu arada Şehrül-Emin’e de haber uçuralım; görüşme yemekli olursa kesin gelir!)

Hele bir adım atalım. Tartışalım ama kavga etmeyelim! Kesmeyelim, Küsmeyelim, küstürmeyelim..

​Napolyon zamanında ne demiş? “Para, Para, Para!”

Bu fani Aşkar da diyor ki: “Lobi, Lobi, Lobi!”

Seyitgazi Lobisi Şart!

Malıçlılar Uçuyor, Emirdağlılar Ayrı Bir Dünya!

Dedim ya, bizim lobimiz zayıf... Dönün bir etrafa bakın yahu! Şu Malıçlıları (Mihalıççıklılar) görmüyor musunuz? Adamlar resmen bu işin kitabını yazmış, yüksek lisansını yapıyorlar! Nasıl yapıyorlar, nasıl beceriyorlarsa her partiden, her siyasi kanattan bir yerlere mutlaka bir aday olduruyorlar. Sağcı mısın, solcu musun, ortacı mısın fark etmiyor; her vitrinde, her listede mutlaka bir Malıçlı adını en başa yazdırıyor. Memleket çıkarı söz konusu oldu mu, adamlar her siyasi kanatta da kusursuz uçuyorlar, kuş gibi süzülüyorlar meclislere, kurumlara...

Hele o Emirdağlıları hiç anlatmıyorum bile! Onlarınki lobi değil, adından söz ettiren başlı başına ayrı bir dünya, ayrı bir ekol! Sandık kurulsun kurulmasın, nerede bir makam, nerede bir bürokrasi, nerede bir güç odağı varsa orayı kendi lehlerine çevirmeyi o koltuğa yapışmayı çok iyi biliyorlar. Dayanışma dersen onlarda, birbirini tutma dersen onlarda... 

Böyle olmalı Takdir ediyorum gerçekten...

Peki, bizim suçumuz ne? Seyitgazi'nin suyu mu çıktı, insanı mı azaldı? Bizim lobimizin niye bunların yanında esamesi okunmuyor? 

Neyse cevap belli zaten...

​Bir Ukte ki, Başımı Ağrıtır…

​Açık konuşacağım, biraz da kızgın ve kırgınım İktidarın geçmiş dönemdeki ilçe başkanlarına, milletvekillerine, belediye başkanlarına...Şahsi bir mesele değil elbet, tamamen memleket davası…

​Şu ilçeye, köylere hiç hizmet gelmedi mi? Geldi, hakkını yemeyelim. Ama en önemli iki şey, şu Yüksekokul ve Hastane gelmedi ya… İşte o hâlâ içimde kocaman bir uktedir!

​Her şeyi geçtim; Önceki yillarda Osmangazi Üniversitesi ile Anadolu Üniversitesi rektörleri Seyitgazili olmasına rağmen, siyasiler AK Partili, belediyeler AK Partili olmasına rağmen tutup da ilçeye bir yüksekokul açtıramadılar ya, pes doğrusu! Bu memleket için bacasız sanayi olacaktı orası.

Bir ömür  herkes dua edecekti!

Bizim o eski Seyitgazi Sağlık Meslek Lisesi bile zamanında ne kadar adını duyuruyordu, bir marka değerimiz vardı. Şimdi ne oldu? Adı ne, çok cazibesi kaldımı  inanın çok bilmiyorum!

​Dedim ya, benim için hastaneyle yüksekokul hayati meseleydi. Gerçi hastane mevzusunda da biz yaktık, yıktık, bıktık ya, neyse…

​Uzatmayayım, düşündükçe başıma ağrılar giriyor. Üzülüyorum!

Meğer biz bir Mahmudiye kadar bile olamamışız; Aşkar gitti, gördü oradaki yüksekokulu, iç geçirdi… Hele o Malıçlılar (Mihalıççık) gibi lobimiz hiç yokmuş, onu da çok acı bir şekilde anladım.

​Biz yandık, bizden geçti, ömür dediğin nihayete eriyor. Ama hiç değilse bizden sonraki kuşaklar yanmasın. Hangi partiden olursa olsun, yeter ki bu toprağın insanı olsun ve şu memlekete bir çivi çaksın. Biz o çiviyi alkışlamaya da, o nalı çakanı bağrımıza basmaya da dünden razıyız.

Şimdilik müsadenizle Neşet Baba'dan "Ah Yalan Dünya" parçasını dinleyip yine geleceğim!

Sağlık ve afiyetle...

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter: