Nacoleia'dan Seyitgazi'ye ilçenin sessiz tanıkları ilgi bekliyor!!!
Seyitgazi, sadece bugünüyle değil, binlerce yıllık geçmişiyle adeta bir açık hava müzesi niteliğinde. Toprağın bağrından çıkan Roma, Bizans ve Selçuklu dönemlerine ait onlarca yazıtlı taş, sütun başlığı ve mezar steli, ilçemizin köklü medeniyet mirasını gözler önüne seriyor. Ancak bugün sayıları 100’ü aşan bu eşsiz tarihi eserler, hak ettikleri ilgiden uzak bir şekilde "atıl" vaziyette bekliyor.
Yolun kenarından geçenlerin sadece şöyle bir bakıp geçtiği, üzerlerinde ne yazdığına dair hiçbir açıklayıcı levhanın bulunmadığı bu eserler, Seyitgazi turizmi için aslında paha biçilemez bir cevher.
Bir Arkeopark veya Müze-Kafe Neden Olmasın?
Resmi kayıtlarda hangi döneme ait oldukları ve üzerlerindeki metinlerin anlamları bilinmesine rağmen, bu bilgilerin halkla ve turistle paylaşılmaması büyük bir eksiklik. Seyitgazi’nin bu sessiz tanıkları için daha vizyoner adımlar atılması gerekiyor:
Bor ve Etnografya Müzesi Bahçesi: Bu taşlar, yapımı ve faaliyeti merakla beklenen Bor ve Etnografya Müzesi’nin bahçesine taşınarak, tematik bir yerleşimle sergilenebilir.
Arkeoloji Parkı Konsepti: İlçemizde uygun bir alanın "Arkeopark" olarak düzenlenmesi, her taşın yanına Türkçe ve İngilizce bilgilendirme levhalarının konulması, bölgeyi bir cazibe merkezi haline getirecektir.
Müze-Kafe Modeli: Tarihle iç içe bir dinlenme alanı oluşturularak, ziyaretçilerin bu antik eserlerin gölgesinde çayını içebileceği, geçmişi hissedebileceği modern bir turizm noktası oluşturulabilir.
Külliye ve Tarihi Dokuyla Bütünleşme
Eskiden olduğu gibi, Seyyid Battal Gazi Külliyesi ve çevresinin bu taşlarla zenginleştirilmesi de bir diğer alternatif. Külliyeye gelen binlerce ziyaretçi, bu taşlar sayesinde Seyitgazi’nin sadece İslami dönemini değil, antik çağlara uzanan derinliğini de kavrayacaktır.
Bakıp Geçmek Değil, Anlamak İstiyoruz
Yoldan geçenlerin "taş" deyip geçtiği bu eserlerin her biri, aslında binlerce yıl önce bu topraklarda yaşamış insanların birer hatırası, vasiyeti veya inanç belgesidir. Seyitgazi’nin kültürel mirasına sahip çıkmak, sadece o taşları korumak değil, onları halkla buluşturmak ve hikayelerini anlatmaktır. Yetkililerden, belediye avlusunda hapsolmuş bu hazineyi Seyitgazi turizmine kazandıracak adımları atmasını bekliyoruz.