DİLİMİZİN ANADOLU’DAKİ İLK MÜHRÜ: SEYİTGAZİ

Tarihin her döneminde medeniyetlerin kavşak noktası olan Seyitgazi de tamamen Türkçe kaleme alınmış, tarihli en eski kitabesinin Seyyid Battal Gazi Külliyesi’nde olduğunu tescillenirken; Seyitgazi’nin sadece inanç merkezi değil, aynı zamanda Türk dilinin bu topraklardaki "tapu senedi" olduğunu kanıtlıyor.

01 May 2026 - 01:23 YAYINLANMA
10 May 2026 - 12:32 GÜNCELLEME

​Uzun yıllar boyunca başka illerde olduğu sanılan bu unvan, külliyede gerçekleştirilen restorasyon çalışmaları sırasında adeta tarihin derinliklerinden gün yüzüne çıktı. Mescit girişinde yıllarca sıva altında kalan 1369 (Hicri 771) tarihli kitabe, Türkçenin Anadolu’daki en eski yazılı belgesi olarak kabul ediliyor.

​"Kurd Abdal"ın Türkçesi

​Süleyman Şah oğlu Kurd Abdal tarafından yazdırılan bu vakıf kitabesi, o dönemde resmi dilin genellikle Arapça veya Farsça olmasına rağmen, duru bir Türkçe ile kaleme alınmış olmasıyla dikkat çekiyor. Kitabede, bölgedeki bazı arazilerin dergaha vakfedilme hikayesi anlatılıyor.

​Neden Bu Kadar Önemli?

​İlk Belge: Anadolu’da üzerinde tarih barındıran, bütünüyle Türkçe ilk kitabe olması.

​Dil Kimliği: Türkçenin devlet ve vakıf işlerinde ne kadar erken dönemde kullanılmaya başlandığının kanıtı.

Kültürel Miras: Seyitgazi’nin Türk-İslam tarihindeki stratejik ve kültürel ağırlığının belgesi.

Seyitgazi: Tarihin Yazıldığı Yer

​Bu kitabe, Seyitgazi’nin sadece bir ilçe değil; dilin, dinin ve kültürün harmanlandığı dev bir hafıza merkezi olduğunu bir kez daha hatırlatıyor.

Kitabenin ortaya çıkış hikayesi

Bu yazı,  Dr. Mehmet Tütüncü’ye ait makalenin  geniş özetidir…

Kitabeler dayanıklı taş üzerine yazılmış ve umuma açık yerlere konularak halkı bilgilendirmeye yarayan yazılardır. Kitabelerin başka bir görevi de zamanın hükümdarları ve yöneticilerinin egemenlik sembolleri olmalıdır. Selçuklular zamanında kullanılan Es-Sultani başlıklı kitabeler ve daha sonraki devirde Osmanlı sultanlarına ait tuğralar bunlara örnek gösterilebilir. Dayanıklı maddelere yazıldıkları için bengi taşlar olarak da anılan bu taşlardan Türk tarihi bakımından en meşhurları Orhun Abideleri’dir. Orhun Abideleri gerek içerikleri gerekse yazıldıkları Türkçe ile Türk tarihi ve dilinin temel taşlarıdır. Orhun Anıtları’nda kullanılan Türkçe aynı zamanda elimize geçen en eski Türkçe metinlerdir. Daha sonra Türklerin İslamiyet’e girişinden itibaren kullanılan kitabe dili ise Arapça olmuştur. Böylece Orhun Yazıtları’nın dili uzun yıllar kültür değişimi ve göçler nedeniyle unutulmuş ve kullanılan yazılar genelde Arapça veya Farsça olmuştur.

Selçukluların yazdıkları bütün kitabeler Arapçadır. Keza Memlukler ve başka Türk beylikleri de yine öyle. Karamanoğlu Mehmet Bey’in Türkçe kullanma fermanı ise en azından kitabede kullanılan dil bakımından bir değişikliği yol açmamıştır. Anadolu’da ve tüm Türk coğrafyasında Türkçenin kullanılmaya başlanması, İstanbul fethinden sonra çoğalmış ve devam etmiştir. Anadolu’da ilk Türkçe kitabe hangisidir? Hangi şartlarda yazılmıştır? Bunlar hâlâ tarihimizin bilinmezleri arasında yer almaktadır. Beylikler devrinin yazılı kaynakları oldukça kısıtlıdır. Kitabeler bu yazılı kaynaklara ek olarak kullanılan ve çoğu zaman yazılı kaynaklarda bulunmayan bilgileri barındırmaları bakımından çok önemlidir. Özellikle Germiyanoğulları Beyliği kitabeleri devrin kültür hayatı bakımından ve beyliğin silsilesini ve aile fertlerini ortaya koymaları bakımından kullanılmalıdır. Bahsedeceğimiz kitabede Anadolu’nun hem en eski Türkçe kitabesi olması bakımından hem de yazılı kaynaklarda bulunmayan bilgileri ihtiva etmesi bakımından iyi bir örnektir.

Germiyan Beyliği Kitabeleri

Türk Beylikleri arasında, yeniden kitabelerde Türkçe kullanma geleneğini Germiyanoğulları başlatmıştır. Kütahya’da Germiyanoğlu Yakup Bey Medresesinde bulunan ve 817 / 1414 tarihli taş vakfiye Türkçe olarak yazılmıştır. Bu uzun ve muhteşem kitabe Orhun Anıtları’na benzeyen bir üslupla yazılmıştır. Son Germiyan Hükümdarı II. Yakup Çelebi tarafından yazdırılan bu kitabe Anadolu’da bulunan en eski Türkçe kitabe kabul edilmektedir. II. Yakub Çelebi Külliyesine (imaret) ait, H 817/ M 1414 tarihli, dönemin Türkçesiyle yazılmış, hâlen bir tas vakfiye (kitabe) bulunmaktadır. Medrese yanındaki eyvan içinden 1935 yılında alınarak, imaret mescidinin giriş revakının güney duvarına yerleştirilen 39 satırlık vakfiyenin ancak 30 satırı okunabilmiş, diğer satırlar silinmiştir. Kitabede, imaretin H 814 / M 1411 yılında tamamlandığı, beş ay isledikten sonra Karamanoğlu işgali nedeniyle iki buçuk yıl muattal kaldığı ve Yakub Bey’in ülkesine sahip olması üzerine, tekrar hizmet vermeye başladığı kaydedilmektedir. Fakat gerek yazıdaki mükemmeliyet gerekse metnin uzunluğu bundan önce başka yazıtların olması ihtimalini gündeme getirmiştir. Anadolu’daki bir kitabe envanterimiz olmadığından kronolojik bir sıralama yapmak mümkün değildir.

En Eski Kitabenin Bulunuşu

Yapmış olduğumuz kitabe araştırmalarında, Anadolu’daki en eski kitabenin Yakub Bey’in Vakfiyesinin olmadığı bundan daha eski başka bir kitabe olduğunu tespit etmiş bulunuyoruz. Kitabeyle ilk tanışmamız 18 Ekim 2011 tarihinde oldu. Orta Çağ kazıları için geldiğimiz Eskişehir’den Seyitgazi’ye hareket ederek uzun zamandır görmek istediğim Seyitgazi Külliyesini inceledim. Daha önce yayımladığım Hacıbektaş Külliyesinin kitabeleri gibi Seyitgazi Külliyesinin kitabelerini de yayımlamak istiyordum. Kitabelerin resimlerini çekmeye başladım. Camiye giriş kapısında bir korkuluk ve pencere duvarına inşa malzemesi olarak kullanılmış ve birbirine dikey olarak yerleştirilmiş yazılı iki taş dikkatimi çekti, okumaya çalıştım. Taşların birinin üzerindeki yazı oldukça açık ve okunaklı yazılmıştı.Çok eski olduğu anlaşılan yazıyıokumaya çalıştım, biraz bakınca kitabelerin Türkçe olduğunu anladım. Daha önce yayımlanan Seyit Gazi Kitabeleri’nde3 hiçbir Türkçe kitabeye rastlamamıştım. İlginç bir kitabe olduğunu hemen hissettim. Ve eve dönünce kitabeyi tekrar inceledim. Yeni ve çok önemli bir şey bulduğumu anlamıştım. İki gün sonra tekrar giderek kitabelerin daha iyi fotoğraflarını almaya gayret ettim.

Anadolu’daki En Eski Kitabe: Kurd Abdal Vakfiyesi (1369 Yılı)

Kitabenin bulunduğu yer Seyitgazi. Eskişehir’in Seyitgazi ilçesi adını burada kurulan Seyid Battal Gazi Külliyesinden almaktadır. Anadolu’da kurulan en eski külliyelerden olan bu külliye içerisinde birçok kitabe de barındırmaktadır. Seyyitgazi Külliyesinin mescidine girişte önce dış kapıdan geçilmekte. Buradan içeri girince kubbeli bir mekândan geçilerek ikinci bir kapı ve kapının iki yanındaki demir parmaklıklı düzenleme ve yarım duvar bulunmaktadır. Bu kapı ve duvar güneydeki diğer iki bölümden ayırmaktadır. Bu düzenlemenin kapısı üzerindeki kitabede; “Seyyid Sultan Gazi sevgisinin Türbedârı Miskin Dede bu kapıyı 921/1516-17 yılında yeni ledi. Allah toprağını güzel eylesin.” metni yazılıdır. Bu kapıyı geçince ikinci bir mekâna girilmektedir. Kitabeler ise bu mekânda yer almaktadır. Kitabeler demir parmaklıklı duvarın güney tarafının doğu kısmında köşede yer almaktadır. Kitabenin yanında bulunan bir kapıyla kubbe ile örtülü (türbedar) zikir odasına geçilmektedir. Sofanın orta bölümünün batı duvarına açılmış bir kapıyla Mihaloğulları Türbesi’ne, güney bölümünün batı duvar eksenine açılmış bir kapıyla Seyyid Battal Gazi Türbesi’ne, güney duvar eksenine açılmış bir kapıyla camiye geçilmektedir. Güney bölümün, doğusunda, üst katı sivri kemerle eyvan biçiminde sofaya açılan iki katlı Kesikbaşlar Türbesi, orta bölümün doğusunda çilehane odaları yer almaktadır.

Birinci Kitabe 

1. Sebeb-i şerʿ-i oldur ki

2. Ṣatun aldı Ḳurd Abdāl

3. İbn Cihān-dār Süleymān Şāh ibn Meḥmed Beg

4. Aḳ buñar adlu bir mezraʿayı ḥudūdları taʿyīn

5. Ḥadd-i evvel Aḳçabel’dür, Çerībāşı’ndan

6. ṣınūrdır. Ḥadd-i sānī Aşçabend nām bende.

7. Ḥadd-i ṣāliṣ bend-i mezbūrdan Aḳbuňar’a.

8. Şehede bî mā fīhi Mevlānā Ḳāsım ibn Mesʿūd

(Bunun yazılmasının sebebi odur ki Mehmed Beğ oğlu Cihandar Süleyman Şah oğlu Kurd Abdal Satın aldı. Akpınar adlı mezrayı hudutları şöyledir: Birinci sınır Akçabel’dir, Çeribaşı’ndan sınırdır. İkinci sınır Aşcabend adındaki bende kadardır. Üçüncü sınır bu bendden Akpınar’a kadardır. Mevlana Kasım ibn Mesud bunun içindekilerin hepsini tasdik etti.)

İkinci Kitabe

Mezbūr Ḳurd Abdāl

Aḳbuñar’ı vakf

İtdi ḥadd-ı ṣınūrla

Seydī Gāzī ka5. pusına. Rıẓā vire

Allah Teʿāla. Şehede bi-zalike

Murād ibn Baḥşāyis

Cemī-i Dervīşān. Tāʿrīḫen

fī receb, sene sebʿīn ve [sebʿa māʿe] 770.

(İsmi yazılı olan Kurd Abdal Akpınar’ı vakfetti Seyyid Gazi kapısına. Allahutaala kabul etsin. Murad ibn Bahşayiş ve bütün dervişler bunu tasdiklediler -şahitlik ettiler- 770 yılının Recep ayında / 1369 yılının Şubat-Mart aylarında.)

Kitabenin İçeriği

İki ayrı taşa yazılmasına rağmen kitabeler bir bütündür. Kitabelerde iki hukuk işlemi yansıtılmış. Birinci kitabede Kurd Abdal’ın Akpınar adlı bir mezrayı satın aldığı ve ikinci kitabede ise bunu Seyid Gazi Dergâhı’na (kapısına) vakfettiği kaydediliyor. Birinci kitabede satın alınan mezranın sınırları dikkatli bir şekilde belirtiliyor. Burada sınırlar tayin edilirken hudut, had ve sınır kelimeleri yan yana kullanılıyor. Bu da Türkçenin o yıllardaki kelime zenginliğine işaret eder. Akpınar’ın ilk sınırı Akçabel’dir. İkinci sınır Aşcaband adındaki bir benddir. Üçüncü sınır ise bu bendden Akpınar’a kadar olan çizgidir. Bu satın alma işleminin Mevlana Kasım ibn Mesud adlı bir kadının huzurunda yapmıştır. İkinci kitabe ise daha kısa ve daha özdür. Burada Kurd Abdal’ın sınırları birinci kitabede belirtilen vakıf mallarını Seyid Gazi Dergâhı’na vakfedilmiştir. Buradaki bütün dervişler ve Murad bin Bahşayiş bunu tasdiklemişlerdir.

Tarih Son satırda ise bu satın alma ve vakıf etme işlemin 770 yılının Recep ayında yapıldığı kaydolunmuştur. Kitabedeki tarih kısmını ve yüzler hanesini maalesef okumak mümkün değildir. Kitabenin bu kısmı büyükçe bir taşın arkasında kalmıştır ve muhtemelen kesilmiştir. Son satırda Receb ayı ve sebʿīn yani 70 kelimesi okunmaktadır. Arapça seneler yazılırken 1’lerin rakamları ilk önce, onlar rakamı daha sonra ve yüzler rakamı ise en son olarak yazılmaktadır. Metinde 1’ler rakamı yazılmamıştır ve sadece onlar rakamı yazılmıştır. Yüzler rakamının yeri ise daha önce bahsettiğimiz sebepten okunamamaktadır. Fakat kitabede ismi anılan Kurd Abdal’ın babası Süleyman Şah Germiyan hükümdarı olarak (1361-1387 Miladi ve hicri olarak 762-788) yıllarında hüküm sürmüştür. Kitabe bu şekilde onun iktidarının 770 yılında yazılmıştır. Kitabeyi bu şekilde tarihlendirerek Anadolu’daki en eski Türkçe kitabe ile karşılaşmaktayız.

Kurd Abdal..

Kitabeyi yazdıran kişi. Germiyan Bey’i Süleyman Şah’ın oğlu. Başka kaynaklarda adı geçmiyor. Sadece bu kitabeden tespit ediyoruz. Diğer kardeşleri Yakub, İlyas ve Hızır başka kaynaklardan biliniyor. Akpınar adlı mezrayı satın alarak gelirlerini Seyidgazi Dergâhı’na vakfediyor.

Yazar ve Kaynak:

Bu yazı, Dr. Mehmet Tütüncü‘ye ait makaleden özetlenmiştir…

Kaynak :
Seyitgazi Haberci

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter: