Bir Ömür Bu Ocak Başında Geçti!
Günümüzde modern binaların soğuk betonları arasında "komşuluk" ve "aile sıcaklığı" kavramları unutulmaya yüz tutarken, Seyitgazi’nin dar sokaklarında geçmişin izini süren kadim bir köşe, görenleri duygulandırıyor. Curus ailesine ait olan ve şimdilerde sessizliğe bürünmüş bu eski ocak başı, aslında koca bir yaşamın sessiz tanıklığını yapıyor.
Duvarlarda Saklı Binlerce Hikâye
Yorgun düşmüş kerpiç duvarlar, isli ocak nişleri ve toprağın o has kokusu… Burası sadece bir oda değil; Curus ailesinin en derin sohbetlerinin, en içten gülüşlerinin ve en kederli anlarının paylaşıldığı bir yaşam merkeziydi. Bölge sakinlerinin anlattığına göre, bu ocak bir zamanlar hiç sönmez; ateşin başında sadece çay değil, sevgi ve hürmet de demlenirdi.
Yaşamın içinden o sıcak anılar:
Seyitgazi’nin sert kışlarında, tüm ailenin ocağın etrafına toplanıp büyüklerinden masallar ve kıssalar dinlediği o geceler, bugün hala ailenin hayatta olan fertlerinin kulaklarında yankılanıyor.
Bu dumanlı ocakta pişen tarhana çorbasının kokusu sokağa taşar; komşusu açken tok yatmayan bir neslin bereketiyle her kaşık huzura çalardı.
Duvardaki o küçük oyuklar kimi zaman karanlığı aydınlatan bir gaz lambasını taşıdı, kimi zaman ise ailenin en kıymetli emanetlerine yuva oldu.
Şimdi Hatıralarda kaldı
Görüntüdeki terk edilmişlik, aslında büyük bir özlemi barındırıyor. Curus ailesinin bu ocak başı, bizlere teknolojinin ve lüksün olmadığı ama huzurun her köşeye sindiği o eski "yaşam kültürünü" hatırlatıyor. Bugün harabeye dönmüş olsa da, o taşların arasına sinmiş olan insan sıcaklığı, Seyitgazi’nin kültürel mirasının bir parçası olarak kalplerde yaşamaya devam ediyor.
Bu Fotoğraf ve bilgiler için Ahmet Curus'a teşekkür ediyoruz..