Eskişehir Büyükşehir Eski Başkanı Orhan Soydaş ile İnsana Dair

Seyitgazi Haberci’nin bu haftaki "Yaşam" köşesinde, siyasetin ötesinde, insana ve dostluğa dair sıcacık bir buluşmanın hikâyesi var. Bizim Rıza Gökçay’ın çay evinde, dostlarla demli çaylar eşliğinde koyu bir sohbete dalmışken, masamıza çok tanıdık, Eskişehir’in hafızasında derin izler bırakmış değerli bir isim konuk oldu: Eskişehir Büyükşehir Belediyesi eski başkanlarından Orhan Soydaş.

08 Haz 2026 - 10:30 YAYINLANMA
08 Haz 2026 - 11:01 GÜNCELLEME

1994-1997 yılları arasında Tepebaşı İlçesi’nin kurucu Belediye Başkanlığı’nı üstlenen, ardından merhum Aydın Arat’ın vefatıyla 1997-1999 yılları arasında Büyükşehir Belediye Başkanlığı koltuğuna oturan Orhan Soydaş’ı aslında bu şehirde tanımayan yok gibidir. Ancak onu siyasi kimliğinin ötesinde, o naif ve mütevazı insan yönüyle tanımak, bu masada kısmet oldu.

Siyaset Dışarıda Kaldı, İnsanlık Masadaydı

​Şahsen daha önce yolda sadece bir iki kez selamlaştığım Sayın Başkan ile meğer bizim Rıza Gökçay eski mahalle komşusuymuş. Hal böyle olunca, masadaki samimiyet bir anda katlandı; gelsin çaylar, gitsin çaylar... O gün masada siyasetin gri yüzü hiç yoktu. Siyaset kapının eşiğinde bırakılmış, insana, geçmişe ve dostluğa dair ne kadar güzel söz varsa o masada kendine yer bulmuştu.

​Ancak günün en keyifli ve gülümseten anı, ayrılık vakti geldiğinde yaşandı.

Masadaki Gizli Kural ve Başkanın Jestleri

​Bizler ne kadar üstelediysek de Orhan Başkan, "Olur mu, çaylar benden" diyerek çay parasını masaya bırakıverdi. İşte tam o an, masadaki herkesin yüzünde büyük bir tebessüm belirdi. Başkan bu gülüşmelere anlam veremeyince, durumu muzipçe kendisine açıkladım:

​"Başkanım, sizden hemen önce aynı hareketi Remzi arkadaşımız yapmıştı. Nedeni ise bugün kendi aramızda koyduğumuz küçük bir şakaydı: 'Çayları en son gelen öder!' Gerçi siz durumdan habersiz, tamamen içinizden gelen o gönül zenginliğiyle ödediniz ama kuralı bilmeden radara yakalanmış oldunuz. Gülümsememiz işte bu tatlı tesadüftendi..."

​Bu samimi itiraf karşısında Orhan Başkan da neşeli bir kahkaha atarak bizlere eşlik etti. Onun bu içtenliği, masadaki herkesin gönlünü bir kez daha fethetti.

Gazetecilik Etiği ve Eski Toprak Nezaketi

​Sohbetin sonunda, eski tüfek bir gazeteci olarak kendisinden müsaade istedim: "Başkanım, bu çok özel ve güzel bir anı. Bir sakıncası yoksa Seyitgazi Haberci’de yazabilir miyim?" Yazıda olumsuz hiçbir şey yoktu elbette, ancak ömrünü siyasete ve kamunun gözü önünde olmaya adamış bir insana, dost meclisindeki bir konuyu yazmadan önce sormak gerekirdi. Çünkü bizler, dost masasında konuşulanın orada kalması gerektiğine inanan, "içimizden biri istemezse o yazı yazılmaz" diyen bir kültürden geldik. Bizimkisi nezaketen bir ricaydı.

​Sayın Başkan da aynı büyük nezaketle karşılık verdi: "Olur mu hiç? Çok güzel bir sohbetti. Elbette yazabilirsin" diyerek bizleri onore etti.

​Ömrünü bu şehre hizmetle geçirmiş, saçlarını bu uğurda ağartmış Orhan Soydaş Başkanımıza, bizlere yaşattığı bu güzel an, gösterdiği ince nezaket ve o tatlı sohbet için gönülden teşekkür ediyoruz. İyi ki varsınız Başkanım, iyi ki varsınız dostlar...

Kaynak :
Seyitgazi Haberci

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter: